Sitem Forum
Benim Sitem'e Hoş Geldiniz.
Bu site bemin sitem Diye sahiplenen Herkese açık Bir sitedir.

Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan

Aşağa gitmek

default Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan

Mesaj tarafından ahmetsakir Bir Salı Eyl. 08, 2009 2:29 am


(RECEP-ŞABAN-RAMAZAN)
” Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan”
” Yâ Rabbi, bize Recep ve Şaban’ı mübarek eyle ve bizi Ramazan’a ulaştır.”
* Her gün bu duâya devam edilir,
* Lâ ilahe illAllâh, kelime-i tevhidi her gün biner defa söylenir.
* Bu aylar feyiz ve bereketi nâmütenâhî olan aylardır.
* Receb hürmet, Şaban hizmet, Ramazan ise nimet ayıdır.
* Recep tevbe ve inâbet ayı, Şaban muhabbet, Ramazan ise karabet (yakınlık) ayıdır.
* Receb, cefâyı terk içindir. Şaban amel ve vefa içindir. Ramazan sıdk ve safa içindir.
* Receb öyle bir aydır ki, Allâh Teâlâ onda kat kat sevâb verir.
* Şaban öyle bir aydır ki, onda keramet beklenir.
* Receb sabıkların, Şaban muktesiderin, Ramazan ise âsîlerin ayıdır.
* Receb tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasad ayıdır.
* Yıl ağaç gibidir. Receb ayı ağacın yapraklı, Şaban meyva-
* Ramazan ise meyvasının toplanacağı zaman gibidir.
* Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve se em- buyuruyorlar:
” Receb, Allâh Teâlâ’mn, Şaban benim ve Ramazan ümmetimin ayıdır.”

Üç aylar manevî ticaret bakımından çok bereketli, kazançlı ve sevaplı bir mevsimdir. Bu mevsimde yapacağımız mânevi” çalışmalar, iç âlemimizde bambaşka ufuklar açar. Ancak, bu aylarda kazanılan ruh disiplinini daha sonra da devam ettirmek gerekir. Çünkü bir sonraki üç aylara erişebileceğimiz hususunda elimizde bir senet yoktur.
Her yıl uğrayıp manevî hayatımızı nurlarla ışıklandıran üç ayları gerilerde bırakırken, Onun bizlere yaşattığı sonsuz hazları hiçbir zaman unutamayız. Kadir Gecesinde ışıl ışıl yanan caddelerde akan nur selini nasıl hatırlarımızdan çıkarabiliriz?
İftar sofralarının feyzi yıl boyunca burnumuzda tütmez mi? Sahurların bereketini unutabilir miyiz? O kudsî hatıraları elbette unutamayız. Özler, arar ve bekleriz.
Ama tabiî ki kuru bekleyiş ve özleyişle yetinmeyiz. Üç aylarda ve bilhassa Ramazan’da kazandığımız manevî disiplini yıl boyunca da devam ettirmeye çalışırız.
Yine namaz kılarız, zaman zaman oruç tutarız, başkalarına yardım ederiz. Malımızla, canımızla ve dilimizle Allah yolunda cihada koşarız. Nefsani his ve arzularımıza kulak vermeyiz. Huzur verici hatıralarını içimizde yaşattığımız mübarek üç aylarda kazandığımız manevî havayı devam ettirmeye çalışırız.
Hayat sermayesinin durmaksızın elden çıktığını unutmayıp bir daha gelecek nur ve huzur mevsimine ulaşıp ulaşamayacağımız ümit ve endişesini her zaman canlı tutarak âhiret hazırlığına aynı şekilde devam ederiz.
Böylece, gelecek yılın o mübarek mevsimlerine yine aynı ruhla ve temiz vicdanla erişmeyi umarız. Bu ruh içinde hayatımız devamlı bir gelişmeye ve ilerlemeye sahne olur. Allah’ın rızasına erişme yolunda dâima ileri gideriz ve bu ilerleme, inşallah son nefese kadar devam eder.
Zilhiccenin’nin On Gecesi
Ramazan ayının son on gecesi feyizli, bereketli, nurlu ve sevabı bol gecelerdir. Hac mevsimi olan Zilhicce’nin ilk on günü ve geceleri de o nisbette aydınlık ve ışıklı zaman dilimleridir.
Fecr Suresinin 2. âyeti olan “Yemin olsun on geceye” âyetinin tefsirinde bu on gecenin Zilhicce’nin ilk on gecesi olduğu hakkında tefsir ve izahlar, vardır. Muharrem ayının ilk on gecesi veya Ramazan ayının son on gecesi olduğu hakkında değişik ve farklı tefsirler varsa da, ağırlıklı görüş Zilhicce’nin ilk on gecesidir.
Zaten Zilhicce’nin yedisini sekizine bağlayan gece Terviye gecesidir, sekizini dokuzuna bağlayan gece Arefe Gecesi, dokuzunu onuna bağlayan gece de Kurban Bayramı gecesidir.
Bu husustaki hadislere baktığımızda fazilet ve kıymeti bakımından Zilhicce’nin ilk on gecesinin önemi hemen anlaşılmaktadır.
Efendimiz bu geceleri değerlendirmemizi tavsiye ederken şu mealdeki hadisleriyle de bizleri Cennet yolu olan zikir ve ibadete davet ediyor.
Ebû Hüreyre’nin rivayetine göre ise, “Allah’a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce’nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.”(1)
İbni Abbas’ın rivayetine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:
“Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce’nin ilk on günün)deki salih amelden daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler yoktur.”
Sahabiler, “Yâ Resulallah, Allah yolunda cihadda mı?” diye sordular.
Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam, “Evet, Allah yolunda cihad da. Meğer ki bir adam nefsiyle ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve nefisten hiçbir şeyi geri getiremez olursa, (işte onun ameli bu on gündeki amelden daha faziletlidir)” buyurdu.(2)
Hadislerde zikredilen Zilhicce’nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce’nin onuncu günü Kurban Bayramının birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramından önceki ilk dokuz gündür.
Bugünlerde birkaç milyonu bulan büyük bir İman topluluğu Mekke caddelerinde İlâhi aşk ve sevgiyle çalkanmakta, Kâbe-i Muazzama, yurdunu yuvasını, çoluk çocuğunu terk eden fedakâr mü’minlerle dolup taşmaktadır. Hepsinin tek gayesi vardır: Allah’ın rızasını kazanmak, Onun af ve bağışlamasını celbetmek, ebedi emellere ve ruhani neşelere ulaşmaktır.
Böyle yüce bir gaye uğrunda iman heyecanıyla ürperen mü’minlerin ruhaniyetleri hepimizin kulluk ufkunda rahmet bulutları sevk etmekte, oralardan esen inayet rüzgârları gönüllerimizi sarmakta ve Cennet-misâl zevk ve safalarla doldurmaktadır.
Bu günleri ve geceleri şimdiden şuurlu ve uyanık halde geçirmek Kurban Bayramı neşesine, hac ibadetinin o ulvi ve saadet dolu anlarına hazırlanmak, hacca gidemesek dahi, o İlâhı ziyafetten azami ölçüde istifade etme yoluna girmeye gayret göstermektir.
Gündüzleri mümkünse oruçla, geceleri de zikir, namaz, istiğfar, salavat getirerek geçirmek ve kendimizi Kur’ân-ı Kerime muhatap alarak iç zenginliğimizi arttırmaya çalışmak her yönüyle güzel bir alışkanlıktır. Böylece hacca girmeden de halis bir niyetle hac sevabını, Arafat’ta vakfeye duramasak da kendimizi hayalen ve kalben o mekanda farz ederek o anların zevk ve neşesinden mahrum kalmamış oluruz.
Kaynaklar
1) İbni Mâce. SıyamT39.
2) İbni Nfâce, Sıyam:39.13. İbni Hacer, 5:119.
ÜÇ AYLAR VE FAZİLETİ
Yazar müyesser
Cenab-ı Hak, mekÂnlar içinde,mukaddes mekânlar, zamanlar içindede zamanlar yaratmıştır.
mukaddes zamanlardandn biriside müslimanlarca “üç aylar” diye bilinen “RECEP,ŞABAN, RAMAZAN” Aylarıdır. Asırlardan beri bütün müslümanlar pek feyizli, bereketli ve birbirinden sevap vefazilet bakımından pek güzel, bir nevi hasat mevsimi olan bu üç aylara erişmenin , manevi hazzını duymuşlardır.
Üç aylar dini duyguların yoğunluk kazandığı, merhamet, şevkât ,yardımlaşma ve dayanışma hislerinin doğruk,ulaştığı,hayır ve iyiliklerin artığı bir mevsimdir.
İnsanların geçmişin muhabesini yaparak, geleçeğe azim ve enerji dolubir şekilde atılma fırsatını bulacakları bir döonemdir .Hatalardan ve günahlerdan temizlenme ,hayırlı ive yararlı işleri dahada fazlalaştırma zamanıdır .
Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, insani özelliklerin olgunlaşmasında veiradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür.Çünkü Recep ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regayip, Miraç ve Berat geçelerinin rahmetinden istifade yolunu tutan kişiler , Ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendini uzak tutar ve insani vazifelerinin artmasına gayret ede
Kurban bayramı ve mevlid geçesi dışındaki mubarek gün ve geçeler bu aylar içindedir .İnsanlık için bir hidayet kaynağı olduğunda şüphe olmıyan Kuran-ı kerim bu aylardan biri olan Ramazan ayında inmeye başlamıştır..
islamın beş temel ibadetinden biri olan oruçda bu aya tahsis edilmiştir .bu aylarda dini aylar ,bu aylara kutsiyet ve hususiyet kazandırmıştır.Hiçri aylardan olan ve üç aylar diye isimlendirilen Recep, Şaban, Ramazan aylarının dinimizde ayrı bir yeri vardır.Çünkü Enes bin malik”ten (ra) rivayete göre Peygamberimiz (s.a.v) “Recep Allah’u Tealâ- nın ayı , Şaban, Benim ayım , Ramazanda , ümmetimin ayıdır ” Buyurmuşlardır
Hadis-te Recep ayı için Allah-ın ayı denilmesi, bu ayın şerefine işart içindir.Bütün Selef-i Salihin yani (Salihlerin önde gidenleri) geçelerdeki ibadetlerin gündüze nisbeten beş yüz derece üstün olduğunu kabul ettikleri için geceleri ihya etmişlerdir allaha yakınlık arzulayan herkes için geceninkendine has teccelli yatından feyizlenmesi bir zaruyiyet olmuştur.
ÜÇ AYLAR DUALARI
“Allahümme barik lenâ fi Recebe ve Şa’ban. Ve belliğnâ Ramazân.
Vahtim lenâ bil’iman ve yessir lenâ bil’kur’an”
Üç aylar girince her gün 7, 10, 25 veya 100 kere bu dua okunabilir.
Ey Hak Yolcusu Kardeş ! Her işte Cenab-ı Hakk’tan yardım istemek dinimizin emri, Allah’ın emri, Peygamberimizin emri ve yoludur.
İnsan üç aylara yetişebilir. Fakat, Allah’ın yardımı olmazsa, bu üç ayları ibadet edip ihya edemezse, o zaman üç aylara ha yetişmiş, ha yetişmemiş. Hiç bir şey fark eder mi ? Elbet Etmez. Onun içindir ki Bu Üç ayları en iyi şekilde ibadetle geçirip bol bol dua edelim.
Rabbim dualarımızı kabul etsin.
avatar
ahmetsakir

Yengeç
Mesaj Sayısı : 299
Yaş : 55
Noktalar : 4255
Adınız veya Lakabınız : 0 Kayıt tarihi : 17/08/08

Oyun Özellik
Benim Sitem Formunda Üyelerin karakterkeri:
Örnekler:
Bar:
0/0  (0/0)

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz