Sitem Forum
Benim Sitem'e Hoş Geldiniz.
Bu site bemin sitem Diye sahiplenen Herkese açık Bir sitedir.

BEDEN DİLİ VE İLETİŞİM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default BEDEN DİLİ VE İLETİŞİM

Mesaj tarafından ahmetsakir Bir Salı Eyl. 11, 2012 4:25 pm

BEDEN DİLİ VE İLETİŞİM


Duyguların ve düşüncelerin kelimelere dökülmediği durumlarda bunu çok açık olarak hissederiz. Böyle anlarda bir bakışın, savunucu bir mimiğin binlerce kelimeden daha çok anlam taşıdığı görülür. İnsan davranışları; kelimelerden çok daha kolay anlaşılma özelliğine sahiptir. Bu bakımdan bedenin bir bütün olarak kullanılması önem arz etmektedir. İnsanın kendini dış dünyaya karşı koyuş biçiminin temelini "bedenini kullanma biçimi" oluşturur. İnsanların başka hiç bir özelliğine bakılmaksızın, sadece göğüs bölgesine, iki omuzu arasındaki mesafeye bakarak kişilik yapısı ve içinde bulunduğu duygu ve düşünce durumu konusunda bilgi sahibi olmak mümkündür.
Peki bu denli önemli olan sözsüz iletişimin (beden dilinin) özellikleri nelerdir? Bu özellikleri;
• İletişimsizliği olanaksız kılma,
• Duygu ve coşkuları dile getirme,
• İnsanlar arasındaki ilişkileri tanımlama,
• Sözel içerik hakkında bilgi verme,
• Güvenilir mesajlar sağlama,
• Kültüre göre biçimlenme,
• Çift anlamlılık,
• Belirsizlik, olarak incelememiz mümkündür. Sözsüz iletişimin (beden dilinin) bölümlerine gelince;
• Yüz ve beden (jest ve mimikler),
• İkincil jest ve mimikler
• Esas jest ve mimikler
• Mekan kullanımı,
• Ses ile ilgili olgular,
• Bedensel temas,
• Araçlar’ı sıralayabiliriz. İkincil jest ve mimiklerinin çoğunluğu bedenin gereksinimleri olduğu için, toplumsal nitelikli olmayan bu tür hareketler, iletişim durumunda olunmadığında da ortaya çıkar. (Esneme, Hapşırma, Öksürme, kaşıma, uzun süre ayakta durunca bacakları oynatma vb.)
Gözleri yere dikmek, ayakların yerini değiştirmek, sürekli esnemek yapılan konuşma ile ilgili duygu ve düşünceleri yansıtır. Esas jest ve mimikleri inceleyecek olursak; Anlatım jest ve mimikleri; özellikle yüz ifadelerinde ortaya çıkan biyolojik ve psikolojik kökenli temel duyguları dile getiren hareketlerdir.(Mutluluk, korku, öfke, şaşkınlık, üzüntü ve tiksinti) Toplumsal jest ve mimikleri; toplumsal özelliklere bağlı olarak gerçekleşen jest ve mimiklerdir.(Yorgun olunmasına karşın misafire gösterilen güler yüz, selamlaşmak, işyerine üstü girince ayağa kalkmak, vb) Oyun gereği olan rol hareketleri ise; bir olayı anlatan şematik jestler ile bir işi ve mesleği yapanların işle ilgili ortak teknik ve kod jestleridir. Yüz ifadelerini, alını, kaşları, göz kapaklarını, gözleri, burunu, ağzı, dili, dudakları, çeneyi, deriyi, saçı ve sakalı kullanarak yaklaşık 250.000 ifadeyi çıkarmak mümkündür.
Duygusal ifadelerin aktarılmasında, kültürler arasında ortak yüz ifadelerinin olduğu saptanmıştır. Kişi hakkında biyografik bilgiler veren en belirgin ve en keskin anlamlar yüzümüzdedir. Bakar, güler, anlatırız; bazen de bakmaz, gülmez ama yine anlatırız. Bir yüzde yüzlerce anlam gizlidir. İnsanların genellikle duygu ve yüz ifadeleri birbirleri ile doğrudan ilişkilidir. Baş hareketi ile en çok kullanılan "Evet" anlamına gelen başın yukarıdan aşağıya hareketi ile "Hayır" anlamına gelen aşağıdan yukarıya veya sağdan sola hareketidir. Baş hareketleri ile karşımızdaki insanları cesaretlendirici, destekleyici veya reddedici mesajlar veririz.
Eller insanın kendini ifadesinde en duyarlı ve etkili organlarıdır. İnsan beyninin düşünüp hayal ettiğini, eller gerçekleştirir. Bir kişinin ellerini yatay bir şekilde hareket ettirmesi tartışmayı bitirme isteğini ortaya koymaktadır. Yine bir elin çenede durması sıkıntının giderek arttığını göstermektedir. Ellerin açılması, kişinin dünyayla ilişki kurmak için harekete hazır olduğunu; kapanması da, bu konudaki isteksizliğini gösterir. İnsanlar genelde ellerini iki şekilde kullanırlar. Avuç içinin açık olarak havaya bakması ve Avuç içinin yere dönük olması. Havayı hassas bir şekilde kavrama; anlatılan konuya hassasiyet kazandırmak ya da anlatılan konu ile ilgili gücünü gösterme olduğu gibi, havayı güçlü bir şekilde kavrama; bir konuda kararlılığı gösterme ve gerekirse en sert mücadeleye bile hazır olduğumuz anlamını taşır. İki elin makas gibi yana doğru açılması; şiddetli bir reddediş, elin yumruk olarak kullanılması ise; elle yapılan kışkırtıcı ve saldırganca bir jesttir. Parmağın havaya kalkması; konuşmaya otoriter bir hava veren ve kişinin ısrarcılığını gösterir. Avuç içinin yukarı bakması; kendini ortaya koyan ve dinleyicileri fikrine katılmaya davet eden bir jesttir. Avuç içinin aşağı bakması; gerginliği kontrol etmeyi amaçlayan soğukkanlı bir yaklaşımdır. İki elin avuç içlerinin karşıya bakması; kendisine yönelen sözlü tehdidi durdurmaya çalışan ve karşısındakine sınırlarını belirten jesttir. İki elin avuç içlerinin kişinin kendi göğsüne bakması; kişinin kendi göğsüne bakan elleri, karşısındaki veya fikri kucaklamak ve uyum içinde olmak isteğini yansıtır. İki elin avuç içinin birbirine bakar şekilde yanda olması; düşüncelerini karşısındaki kişiye ulaştırmayı amaçlayan yumuşak ve rahatlatıcı bir jesttir.
Ellerini kendisinden uzaklaştırma; kişinin hoşuna gitmeyen bir durumu veya bir şeyi reddetmek anlamında kullanılmışken, sıkılmış yumrukla, işaret parmağıyla istikamet göstermek; mazeret kabul edilmeyeceğini gösteren bir jesttir. Başı geriye atarak kendini yükseğe ve uzağa alan elleri ile sınır çizen bir durumu belirten el hareketi; sınır ve hakimiyet jestidir. Eller bedeniyle bütünleştirilmiş, baş geride ve yukarıda bir jest; buranın sahibi benim, benim dediğim olur mesajını vermektedir. Masada arkaya yaslanarak, elleri ensede kenetlemek; kesin bir sahiplik ve üstünlük jestidir Elleri bedenin arkasında kavuşturmak; otoriteyi temsil eden öğretmenler, askerler ve polisler arasında çok sık görülen bir jesttir. Bu da kendinden emin, güvenli ve üstünlük belirten bir jesttir. İşaret parmağı ileride, başparmak dik ve diğer üç parmağı avuç içine toplayarak yapılan hareket saldırgan tutum ve duyguların ifadesidir. Başparmağın işaret parmağından ayrı olarak, iki elin parmaklarının birbirine değer şekilde tutulması, üstünlük ifadesini gösteren bir jesttir. Açık avuç içine diğer elin parmaklarıyla temas etmek, kişinin karşısındakinden bir şeyler beklediğinin işaretidir. Ellerini birbirine sürtülmesi farklı anlamlar taşıyabilir. Kararını veren ve harekete geçmeye hazırlanan bir kişi, girişim için ısınıyor olabilir anlamını taşır. Avuç içlerinin çapraz olarak birbirinin içine konması ve parmakların diğer eli sarması sükunet ve teslimiyet ifade eder. El sıkışma biçimlerine geçtiğimizde; İnsan davranışları konusunda hiçbir fikri olmayanlar bile, elini sıktıkları kişiyle ilgili bazı ip uçları yakalayabilirler.
El sıkma biçimi insanın kişiliğini ortaya koyma yollarının en başta gelenlerinden biridir.İnsanların birbirleriyle el sıkışma biçimlerinde esas olarak üç mesaj hakimdir, bunlar;
• Üstünlük,
• Eşitlik,
• Dostluktur. Yansıda;
• Üstünlük kuran (baskın) bir el sıkma,
• Dostça bir el sıkma,
• Güvenli ve dengeli bir el sıkma,
• Güvensiz ve çekingen bir el sıkma şekilleri görülmektedir. El sıkışırken, sol el ile karşıdakinin koluna veya omuza dokunmak da o kişiye karşı duyulan özel duyguları gösterir. Ancak, ilk defa karşılaşılan veya çok az tanınan bir kimseyle bu şekilde el sıkışma, o kişiden bir çıkar beklentisi içinde olunduğu izlenimini düşündürebilir. Yine yansıda; bir üstünlük belirtisi olarak omzun tutulması ve bir dostluk yaklaşımı olarak kolun tutulması örneklendirilmiştir. İnsanın kendine teması gerginliğin yaşandığı durumlarda kişiye rahatlık verir. İnsanların kendilerine en çok temas ettikleri ve gerginliklerini hafiflettikleri konusunda ipucu veren yüzlerce davranış incelendiğinde en çok tekrarlanan davranışlardır. Bunlar; Çeneye yaslanmak, Saçı okşamak, Yanağa yaslanmak, Ağza temas etmek, Şakağa yaslanmak, Elleri cebe sokmak, Kollarla bedene sarılmaktır. Yansıda artmış olan iç gerginliğin kendine temas yoluyla hafifletilmesi. Topluluk içinde insanın kendi bedeniyle buluşmasının en sık yaşanan biçimi.
Dikkati yoğunlaştırma biçiminin bir örneği sunulmuştur. Parmakların gömlek ve boyun arasındaki boşluğu genişletmeyi çalışmak; kişinin daha çok havaya ve alana ihtiyacı olduğunu, başka deyişle zor durumda olduğunu gösterir. Enseyi ve ensedeki saçları okşamak; kişinin daha çok sıkıntılı durumda olduğunu sevilme ihtiyacı olduğunu belirten bir harekettir. Dinleme, değerlendirme, eleştiri şeklindeki davranışlara gelince, dinledikleri konuya ilgi duyanlar; çoğunlukla bir elleri kapalı olarak yanakta durur ve işaret parmakları da şakak boyunca yukarı bakar. Konuya ilgi duyan kişi; ilgisini en belirgin olarak bedenini öne doğru eğerek gösterir. Başın hafif yana yatması da dinleyicinin konuya ilgi duyduğunun işaretidir.
İlgiyle dinlemenin bir başka işareti başın hafifçe yana doğru yatması, Kaybolan ilgiyle birlikte ortaya çıkan sıkıntılı dinleme biçimi yansıdaki örneklerde görülmektedir. Eleştirisel dinlemede ise işaret parmağı dik olarak yanak boyunca uzanır, avuç içi çeneye destek olur. Birçok kimse kollarını alışkanlıktan kavuşturduklarını söyler. Oysa, insanlar kollarını çoğunlukla istenmeyen bir durumdan kaçınmak ve kendilerini korumak için kavuştururlar. Bu davranışı insanın en çok kendini güvensiz hissettiği anlarda kullanır. Elleri önde kavuşturmak ise başka bir savunma davranışıdır. Böyle yapmakla kişi kendi sınırlarını daraltır ve her şeyi kabullenir. Kişinin saatini veya kol düğmesini tutarak aksesuarları kullanarak oluşturduğu engel, kişinin kendisini güvende hissetmesine yardımcı olan bir davranıştır. Yansıda Yabancılarla çevrili bir kokteyl ve partide yarım kapanma biçimi, yabancılarla çevrili bir kokteyl ve partide artan rahatsızlık sonucu bacaklarda kullanılarak oluşturulan tam kapanma ve savunma biçimi görülmektedir. Bacak bacak üstüne atma biçimi çok sayıda anlam taşır ve kişinin iç dünyasıyla ilgili çok değerli ipuçları yansıtır. Olumsuz ve savunucu bir tutumun ve artmış olan iç gerginliğin işareti olabileceği gibi, karşılıklı ilişkilerde incelik ve zarafeti de yansıtabilir. Yansıda çeşitli şekillerde bacak bacak üstüne atmanın anlamları görülmektedir. İnsanların oturma biçimleri, kişilik özellikleri ve iç dünyasıyla ilgili olarak önemli bilgiler verir.
Ancak oturma biçimlerini doğru olarak değerlendirebilmemiz için bu biçimleri dört açıdan incelemek gerekir. Bunlar:
• Kaplanan alan,
• Beden duruşu,
• Bacakların kullanılış biçimi,
• Oturmak için seçilen yerdir. Oturulan alanı tamamıyla kaplamak, durumdan memnun olunduğu ve oturulan alandan uzun süre kalkılmayacak düşüncesini akla getirir. Oturacak boş yer olmasına rağmen bir koltuğun koluna oturanlar kendilerine fazlasıyla güven duyan kimselerdir ve çevrelerine kendilerini kabul ettirme eğilimindedirler ve çoğunlukla etrafındakilere üstünlük sağlamak isterler. Yansıda bulunduğu yerden memnun olmayan, ve orayı terk etmeye hazırlanan birsinin oturma biçimi görülmektedir. Bu oturuş biçimi kalkmaya hazır oturuş biçiminden farklıdır. Kadınlar biraz çapraz oturarak ayaklarını paralel biçimde yana uzatırlar. Bu erotik bir sinyal olduğu gibi kadına estetik bir görünüm kazandırır. Yine yansıda kendini sıkışmış hisseden, görüşlerini değiştirmek istemeyen ve sandalyenin ayaklarından destek alan bir oturuş biçimi tehdit altındaki kişinin sınırlarını daralttığı bir oturuş biçimi örneklendirilmiştir. İç gerginliğin daha fazla arttığı durumlarda görülen bir oturma biçimi, kendine fazlasıyla güvenen, sınırlarını genişleten, saldırgan bir oturma biçimi örneklendirilmiştir. Bir insanın ayakta dururken ve oturma biçimi sırasında bedeninin üst bölümünü kullanma biçimi, onun iç dünyası konusunda fikir verir. Dik bir oturuş canlılık ve hayat enerjisini gösterir. Buna karşılık çökük bir oturuş çekingenliği ve kişinin azalmış hayat enerjisini gösterir. Bedenlerini çok fazla açarak kullanan insanlar ya da omuzların geriye doğru gitmesi ve kolların genişleyerek yana doğru açılması (kişinin sınırlarını genişlettiği bu görünüş), onun dışarıdan gelen her türlü uyarana daha şiddetli karşılık vereceğini düşündürür. Bir odaya girdiğiniz zaman seçtiğiniz yer kendinize güveninizin ve o mekan içinde bulunanlar arasında kendinizi nerede gördüğünüz konusunda fikir verir. Yapılan araştırmalar, odaya girdiklerinde kapıya yakın koltuk veya sandalyeye oturanların özgüvenleri düşük kimseler olduğunu ortaya koymuştur. Karşı karşıya oturmak genellikle rekabeti ifade eder.
Karşı karşıya oturmak tıpkı bir satranç maçında olduğu gibi masadan bir galip birde mağlup çıkacağını hissettirir. Muhatabını masasının karşısına oturtmak amirce bir tavırdır. Eğer verilecek bir emir, yapılacak bir uyarı varsa, bu oturma biçimi uyarı ve emrin şiddetini artırır. Tabi ki her oturuş rekabeti temsil etmez, işte rekabeti düşündürmeyen bir oturma biçimi. Yansıda görüldüğü gibi insanlar arası ilişkilerde mesafe ve bedensel temas vardır. Mahrem alan; 0 ila 35 cm.lik bir mesafedir. İnsanın psikolojik korunma sınırdır.
Sadece özel duygusal ilişkisi olan insanları yakınlaştırır. (Aile bireyleri, eşi, sevgilisi) Kişisel alan (Samimi mesafe), 35 ila 80 cm.lik mesafedir. Kendimizi çok yakın hissetmediğimiz insanların girmesine izin vereceğimiz en yakın alandır.(Yakın arkadaşlar, akrabalar ve tanıdıklar) Toplumsal (sosyal) alan; 80 cm ila 2,0 m.lik mesafedir. (Selamlaşma gereği duyulan iş yerindeki arkadaşlar, tamirci, kapıcı gibi kimselerin yakınlaşabileceği alandır.)
Genel (Topluma açık) alan; topluma açık yerlerde bulunan tanımadığımız insanlarla olan mesafemizdir. En az 2,0 m.dir. Beden dilinin insan iç dünyasıyla ilgili verdiği en önemli ip uçlarından bir tanesi, göğüs ve ayak uçlarıyla işaret edilen yönün, insanın bulunmak istediği yeri göstermesidir. Birbirlerini dinleyerek, grubu genişletmeye imkan verecek 90 derecelik bir duruş açısı Özel paylaşımlar içerisinde olan ve diğer insanlara kapalı bir duruş açısı Kişilerin birbirlerine hissettikleri duygular açısından üç kişinin oluşturduğu dengeli bir üçgen, İlginin arkadaşına yoğunlaştığını hisseden ortadaki kadını yapmış olduğu ve ilgiyi üzerine çekmeye çalıştığı hareket Üçüncü kişinin kabul edilmediği bir durum Masanın sağında oturan bayanın, ilginin arkadaşına kaydığını fark ettikten sonra küçük bir dirsek hareketiyle onu iletişimin dışında bıraktığı bir durum Otururken üçüncü bir kişiyi dışlama tutumlarına örnekler Tüm bu anlatılanlardan sonra diyebiliriz ki; beden dili insanın içinde bulunduğu durumu karşı tarafa rahatlıkla hissettirecektir. Bizler beden dilimizi uygun kullanırsak, karşımızdaki kişilere verdiğimiz gizli mesajlarla istediğimiz duygu, düşünce ve tutum oluşturma konusunda her zaman bir adım önde oluruz
İletişim sözcüğünün, özünde yalın bir ileti alışverişinden çok, toplumsal nitelikli bir etkileşimi ve paylaşımı içerdiğini söyleyebiliriz. İnsanlar arasında iletişim yaşamın kendisi kadar doğaldır. Daima bir şeyler iletiriz. Ancak, ne yazık ki her zaman doğru bir iletişim kuramayız, İletişim yaşamın öyle ayrılmaz bir parçasıdır ki, her düşüncemizin, her davranışımızın ve ilişkilerimizin ardında isteyerek ya da istemeyerek alıp verdiğimiz iletiler vardır. İletişim sadece sözlü, yazılı ileti ve dilden ibaret değildir.
İleri doğru uzatılmış ve yukarı doğru dönmüş bir avuç, çatılmış kaşlar, kısık gözler, konuşurken araya konan mesafe, yakaya takılan kırmızı bir karanfil, giydiğimiz elbisenin, oturduğumuz odanın, kullandığımız arabanın rengi veya sadece bir karikatür, iletişim kodlarının örnekleridir. Kişi açısından özel amaçları ne olursa olsun, iletişimin temel amacı çevre üzerinde etkili olmak, başkalarında davranış, tutum geliştirmek ve değiştirmektir. Bu nedenle toplumsal yaşamın temelidir. İnsanların duygu ve düşünce alışverişinin amacı anlatmaktır. Kişilerin anlatma eylemlerinin iletişim açısından amacı ise anlaşılmaktır. İletişimde anlaşmaya zemin hazırlayacak ve anlaşmayı kolaylaştıracak bazı özellikler vardır. Bunlara iletişimin özellikleri diyoruz. Şimdi bu özellikleri inceleyelim.

İletişimde, “İlk dakika (İlk İzlenim)” önemlidir. İnsan davranışları, diğer insanlar üzerinde yaratılan "ilk izlenim" sonrasında şekillenir. İletişimde tekrarlanamayacak tek şey, "ilk izlenim"dir. İnsanlar üzerinde yarattığımız ilk izlenim 30 saniye içinde oluşur. Bu süreyi bilinçli bir şekilde kullanmak karşımızdakiler üzerinde istediğimiz düşünce izleniminin doğmasına imkan verir.
“Duruşundan hiç hoşlanmadım”, “Bakışını sevmedim” ,“Bir görüşte ısındım” vb. İletişim bilgi alışverişi değildir. Duygu ve düşüncelerin bir bilgi olarak aktarılmasındaki eylemler ve bu eylemlerin biçimi ile bilgiyi veriş biçimi önemlidir.

İletişimde bilgilenmek ve öğrenmek “Anlamak” değildir. İletişimin ana amacı anlayarak kavramaktır. Bir kişiyle yapacağınız konuşmada doğru iletişimin yardımcı öğelerinden olan beden dilini değerlendiremezseniz, o gün onun ne yaptığını öğrenir, ancak neler yaşadığını öğrenemezsiniz. İletişim kişiye değil kişiyle yapılır. İletişim onu oluşturan bireylerden birinin aktif oluşu, diğerinin ise bu eylemi seyredişi ile kurulamaz. Mesajları verenin duygu ve düşünceleri, iletişim sürecinin herhangi bir yerinde sözü edilen konunun tamamen dışındaki duygu ve düşüncelerle kesilebilir. İletişimde ortak bir platformda buluşmaya gerek vardır. İnsanları fiziki varlıklarıyla aynı ortamda bulunmaları iletişim içerisinde oldukları anlamına gelmez. İletişim bir bütündür. İletişimi kelimeler, eller ve gözler gibi bütünlüğünden soyutlayarak ve süreçteki sadece bir kesite bakarak değerlendirmeye kalkmak bizi yanıltabilir. İletişim biçimindeki bütün özellikler ve iletişim süreci, iletişimin birbirinden ayrılmayan parçalarıdır.

Temel iletişim varsayımlarına baktığımızda; İletişim kuramamak olanaksızdır. Aynı sosyal ortam içinde bulunan kişiler, birbirleriyle sürekli iletişim içindedir. Hiçbir şey yapmamak, eylemsiz kalmak da bir mesajdır. İletişimin ilişki ve içerik düzeyleri vardır. İlişki düzeyi, içerik düzeyine anlam veren çerçeveyi oluşturur. Sen Yemek yiyecek misin ? Siz yemek yiyecek misiniz ? Yemek yemeyi düşünüyor musunuz ? Mesaj alışverişinde dizesel yapının kendi başına bir anlamı vardır. İlişki türü, mesajların oluşturduğu sıralamaya göre değişebilir. Öğretmen, maaş aldığı için mi öğretir, yoksa öğrettiği için mi maaş alır ? Mesajlar sözlü ve sözsüz olarak iki tiptir. Sözlü iletişim akıl, mantık ve düşünceyi, sözsüz iletişim duyguları ve ilişkileri en etkili ifade eder. “Zihnin mesajı, sözle; gönlün mesajı bedenle ifade edilir” İletişim kuran kişiler ya eşit ya da eşit olmayan ilişkiler içindedir. İletişim etkileşimleri, benzerlik ya da farklılığa dayanarak, ya eşit ya da eşit olmayan ilişkiler içinde yer alır. Ben çalışkanım, konuştuğum da çalışkan, Ben çalışkanım, konuştuğum kişi tembel, İletişim sürecinde yer alan unsurlar yansıda görülmektedir. İletişimi kolaylaştıran etkenler yansıda sunulmuştur. Gürültü kaynakları yansıda görülmektedir.
İletişim engelleri yansıda sunulduğu gibidir. İletişim sınıflandırılma şeması yansıda görülmektedir. Yazılı iletişim, insanın zaman ve mekandaki iletişim sınırlılıklarını genişletmede, en etkin bir iletişim biçimidir. Uzaktan haberleşmede, bilgi ve deneyimleri zamanda biriktirmede, sözlü iletişime göre daha güvenilir bir yol olan yazı ile iletmenin kökeni mağara resimleridir. Ekonomik nedenlerle ortaya çıkan yazı, 15 nci yüzyılda matbaanın icadıyla yazılı iletinin hızla çoğalmasına neden olmuş, Ancak, toplumdaki okur-yazarlık oranı yazılı iletişimde en önemli zafiyetti oluşturmuştur.
Sözel iletişimi oluşturan konuşma dili bir simgeler sistemidir. Dil, toplumsal ve kültürel bir etkinliktir. Dil bir anlamlandırma haritasıdır, dile getirilmek istenen anlamlar için seçenekler sunduğu gibi, bu anlamları biçimlendirir ve sınırlandırır.

Ancak ortak dil yaşantılarına sahip olanlar için sözel iletişimden bahsedilebilir. Konuşma ile verilen mesajlar, söz ve ses olmak üzere ikiye ayrılır. Sözel unsur, sözcükler ve onların gerçek anlamlarını içerir, sözel etkileşimde öğrenme, söylenen sözcüklere karşıdakinin verdikleri anlamlarla ilgilidir. Verilen anlamlar, karşıdakinin farklı kişisel deneyimlerinin sonucu olarak sözcükleri akıl süzgeçlerinden geçirmeleri ile değişmektedir. Sözel mesajın öğrenilmesini etkileyen faktörler: Düzenleme, zıt unsurluluk dil yoğunluğu, somutluk,ses unsuru ve konuşma hızından oluşmaktadır.

Düzenleme: İyi düzenlenmiş sözel bilgiler iyi öğrenilir. Zıt unsurluluk: Karşıt fikirleri içeren mesajlar iyi öğrenilir. Dil yoğunluğu: Yorumlanmış ve değerlendirilmiş mesajlar iyi öğrenilir. Somutluk: Somut mesajlar iyi öğrenilir. Temel içerik somut mesaj verirken bozulmamalıdır. Ses unsuru: Sesin şiddeti, vurgusu, telaffuzu, tonu ve hızı gibi özellikleri vardır. Mesajı vurgulamanın yanı sıra sözcüklerin anlamı da değişir.

Örneğin: “Buraya gel” ve “Otur” ifadeleri sesin şiddeti vurgusu ve tonuna bağlı olarak farklı anlam taşır. Konuşma hızı da önemlidir. Hızlı konuşan bir kimse, “Konunun çok önemli olmadığı, bu nedenle kısa sürede geçilmesi gerektiği” mesajını verebilir Çok yavaş ve çok derinden gelen ses ile yapılan konuşmalar ise dikkatin mesajın ayrılmasına neden olabilir. Karşımızdaki birey üzerinde tüm etkiyi, üç kanaldan bırakırız. Bu üç kanal yansıda görüldüğü gibi; ses tonu, söz ve beden dilidir. İnsanlar hayat boyunca çoğunlukla farkında olmaksızın beden dilini son derece etkili olarak kullanırlar. Ancak bedenlerini kelimeleri kontrol ettikleri gibi kontrol edemezler.
Bedenimiz olaylara ve durumlara karşı çok daha fazla kendiliğinden tepki verir. Gerçek duygu ve düşüncelerimizi kelimelerin arkasına gizlemek belki mümkündür ama, beden dilimizi gizlemek çoğu kez mümkün değildir. Hiç kimse beden dilinin ifadelerinden kaçamayacağı veya bunu başaramayacağı için, bu dili öğrenmeye çalışmak çok yararlı olacaktır. Böylece kendi dünyamızı yansıtma biçimimiz ile birlikte yaşadığımız insanların iç dünyalarıyla ilgili önemli bilgilere sahip olma ve kişilerin kabiliyetlerini, zayıf ve kuvvetli taraflarını, biyografileri ile ilgili bilgileri tespit etmede yardımcı olacaktır.
Eğer beden dilimize önyargısız ve cesaretle yaklaşırsak, birçok görüşme sonucunu başarılı kılmamız mümkün olacaktır.

KAYNAK : http://www.kesfetkendini.com

Alıntı..


En son ahmetsakir tarafından Salı Eyl. 11, 2012 4:30 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi (Sebep : Beden dili ve iletişim, beden dili, Beden Duruşu, İfade Şekilleri, sözsüz iletişim)
avatar
ahmetsakir

Yengeç
Mesaj Sayısı : 299
Yaş : 55
Noktalar : 3921
Adınız veya Lakabınız : 0 Kayıt tarihi : 17/08/08

Oyun Özellik
Benim Sitem Formunda Üyelerin karakterkeri:
Örnekler:
Bar:
0/0  (0/0)

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz